Gerçek gazetesi

Gerçek gazetesi

By Gerçek
Sermayenin yalanlarına karşı işçi sınıfının gerçekleri
Where to listen
Apple Podcasts Logo
Breaker Logo
Google Podcasts Logo
Pocket Casts Logo
RadioPublic Logo
Spotify Logo
Currently playing episode

Başyazı: Memleketin kaderi işçi sınıfının kaderiyle birdir (Haziran 2020)

Gerçek gazetesi

Go to next audioGo to next audio
Go to prev audioGo to prev audio
1x
2 Temmuz bugündür! Madımak tüm Türkiye’dir!
2 Temmuz Bugündür! Madımak Tüm Türkiye’dir! 2 Temmuz 1993’te 35 canın yakılarak öldürüldüğü Sivas katliamının 27. yılındayız. Hesabı sorulmamış, davası zaman aşımına uğratılmış, anısı canlarımızı yakan, arkasındaki gerçekler sadece geçmişimizi değil bugünümüzü de karartan bir katliamdır bu! Mezhepçiliğe ve şovenizme karşı işçilerin birliği halkların kardeşliği! Alevilerin bugünkü korkuları ve nefsi müdafaası yersiz değildir. Bu duyguyu tüm işçi sınıfı ve emekçi halkımız paylaşmalı ve safları sıklaştırmalıdır. Çünkü Sivas katliamına gelinen süreç 1989 Bahar eylemleri ile Zonguldak madenci grevleri ile, kamu emekçilerinin örgütlenmeye başlamasıyla, yoksul mahallelerde solun, Kürt emekçilerinin ve köylülerinin mücadelesinin yeniden yükselişi ile örülmüştü. 12 Eylül askeri diktatörlüğünün karanlığını işçi sınıfı ve emekçi halkın mücadelesi yırtmaya başlamıştı. Her suikast, her katliam emeğin çatısı altında birleşmeye başlayan toplumu, mezhepçilikle, şovenizmle bölmek için kullanıldı. Ekmek ve hürriyet için mücadeleye atılan ve birleşmeye başlayan emekçi halkın bir tarafına “din elden gidiyor”, “yaşasın Şeriat”; öbür tarafa ise “Türkiye laiktir laik kalacak”, “Türkiye İran olmayacak“ dedirttiler. 2 Temmuz 1993 bugündür. Tehditler gerçektir, günceldir. Hala Alevilerin evlerine çarpılar atılmakta, devlet görevlileri bu açık tehditleri küçümsemekte, mezhepçilik her yerde korunup kollanmaktadır. Mezhepçi, şovenist kara propaganda emekçi halkın ekmek ve hürriyet taleplerini susturmak için yine devrededir. Aynı kara propaganda kıdem tazminatı başta olmak üzere işçi ve emekçilerin kazanılmış haklarına yapılan saldırıları kamufle etmektedir. Erdal İnönü’nün yerini Kemal Kılıçdaroğlu almıştır. Onlar iktidarın en zor zamanlarında “bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler” diyenlerdir. Yanlarına katliama “gaza” diyen Temel Karamollaoğlu’nu almış güya muhalefet yapmaktadırlar. Hâlâ ordudan kurtarıcılık bekleyenin kaderi ise 27 yıl öncekinden farklı olamaz. Haklı mücadeleler zaman aşımına uğramaz! Önü kesilemez! İşte bu yüzden 2 Temmuz’u unutmamak ve unutturmamak zorundayız. Sadece yitirdiğimiz canları değil onları neden yitirdiğimizi ve tüm bu katliamın arkasındaki gerçekleri de hatırlamalıyız. 2 Temmuz’un hesabı ne mahkemelerde ne de düzen siyasetinin içinde sorulabildi. Ama bu böyle devam edecek demek değildir. Katliamlarla kesilen yürüyüşümüzü kaldığımız yerden devam ettirerek bu gidişatı değiştirebiliriz. Her dilden, inançtan, memleketten işçiler ve emekçi halkımız birleşmeliyiz. Karanlığı yırtmak ve katliamların hesabını sormak ancak bu şekilde mümkün olacaktır. 15-16 Haziran ruhu bütün işçi ve emekçileri birleştirmişti. Bugün de ihtiyaç budur!
06:18
July 2, 2020
Ekmek ve hürriyet için 15-16 Haziran'ın yolundan yürüyelim
1960’lı yıllar Türkiye’de işçi sınıfının, eylemleri ile gücünü hissettirdiği, özgüven kazandığı yıllardı. 1961 Saraçhane mitingiyle başlayan, 1963’te grev ve toplu sözleşme hakkını fiili Kavel grevi ile yasalara yazdıran, sonrasında Paşabahçe ve birçok fabrikada grevler örgütleyen, 1968’de Derby’de başlayan ve Singer, Gamak, Sungurlar, Demirdöküm gibi fabrikalarda devam eden işgal dalgasına imza atan işçi sınıfı, siyasetin merkezine oturmaya başlamıştı. Türk-İş’in uzlaşmacı çizgisi karşısında bu mücadeleler içinde cisimleşen ve 1967 yılında kurulan DİSK, işçi sınıfı için bir mücadele odağı haline gelince, sermaye harekete geçmiş, Demirel’in Adalet Partisi hükümeti 1970 Haziran’ında “DİSK’in çanına ot tıkama” amacıyla meclise sendikalar yasasında değişiklik içeren bir yasa tasarısı getirmişti. 15-16 Haziran ayaklanmasının fitilini ateşleyen, işte bu yasa tasarısı ve tasarının CHP’nin de oyları ile meclisten geçmesi oldu. 14 Haziran’da DİSK, Genel Temsilciler Meclisi’ni topladı ve İstanbul’un çeşitli noktalarından merkeze doğru kısa yürüyüşler yapma kararı aldı. DİSK’in bu kararı sonucunda 15 Haziran’da başlayan eylemler Türk-İş’e üye işçilerin de yoğun katılımıyla bir anda iki güne yayılan büyük bir ayaklanmaya dönüştü. O ana kadar iş yerlerinde ayrı ayrı gerçekleşen eylemler artık sokaklarda birleşiyor, işçi sınıfı yasal sınırları aşarak iktidara sarsıcı kuvvetini gösteriyordu. Şehrin önemli bölgelerini kontrol altına alarak kent merkezine doğru akan on binlerce işçi, önüne konulan tüm barikatları yıktığında hükümet çareyi sıkıyönetim ilân etmekte buldu. DİSK yönetimi, artık Temsilciler Meclisi’nde aldığı kararların ötesine geçen eylemlerin şiddetinden, işçi sınıfının militanlığından ürkerek eylemleri kontrol altına almaya çalıştı. İşçileri, eylemlere son vermeye çağırdı. Bu çağrı, ilerici bir rol oynasa bile bürokrasinin sol kanadının da belirleyici anlarda mücadelenin önünde fren rolü oynayacağı gerçeğini bir kez daha gösteriyordu. Eylemler sıkıyönetim tedbirleri ile, baskı ve tutuklamalarla ve bürokrasinin de devreye girmesi ile kontrol altına alınsa da yarattığı korku, meclisten neredeyse oy birliği ile geçen bir yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini sağladı. İşçi sınıfı, masaya yumruğunu vurmuş ve örgütlenme hakkına dokunan yasayı ayaklarının altında ezmişti. İşçi sınıfı mutlaka yeni 15-16 Haziranlar yaratacaktır! Bugün işçi sınıfının önünde duran görev, sendikaları yeni 15-16 Haziranlar yaratacak güçte ve sınıf bilinciyle örgütlemektir. Tabandaki işçilerin mücadelesine dayanan bir örgütlülük, geçmişte ayaklanmayı kısa sürede sona erdiren bürokrasiye karşı işçi hareketinin sahip olması gereken bir panzehirdir. Ama daha da önemlisi 15-16 Haziran ayaklanması işçi sınıfının içinde devrimci bir önderlik olsaydı çok farklı bir seyir izleyebilirdi. İşte o yüzden asıl görev, yeni 15-16 Haziranları bu sefer zafere taşıyacak devrimci öncüyü yaratmak için mücadele etmek.
07:37
June 15, 2020
Başyazı: Memleketin kaderi işçi sınıfının kaderiyle birdir (Haziran 2020)
Gerçek gazetesi Haziran 2020 tarihli 129. sayısının "Memleketin kaderi işçi sınıfının kaderiyle birdir" başlıklı başyazısı. Gerçek'i takip edebileceğiniz diğer platformlar:  Facebook /gercekgazetesi.net Instagram /gercekgazetesi Twitter /gercekgazetesi Youtube /GercekGazetesiVideo Memleketin kaderi işçi sınıfının kaderiyle birdir 60’lı yıllar işçi sınıfının yükselen bir mücadele ile adım adım bağımsızlığını ilan ettiği bir dönem olmuştur. Demirel’in AP’sinden, İnönü’nün CHP’sinden, burjuva partilerinin her türlüsünden ayrı olan Türkiye İşçi Partisi kurulmuştur. Amerikan parası ve eğitimi ile işçiyi zincire vuran sınıf işbirlikçi Türk-İş’ten ayrılan sınıf mücadeleci sendikacılar DİSK’i kurmuştur. İşçiler haklarını iktidardan dilenerek değil, direnerek almış; Saraçhane Meydanı’nı yüz bin kişiyle doldurmuş, Kavel’de grev hakkını grev yaparak kazanmıştır. Birileri sendika seçme hakkını bahşetsin diye beklememiş, Derby fabrikası işgalinde fabrikaya referandum sandığını getirterek sendikal hürriyeti fethetmiştir. İşçi sınıfının “işgal, grev, direniş” yıllarıdır. Nihayet 15-16 Haziran 1970, işçi sınıfının ülke sahnesine en görkemli şekilde çıktığı ve masaya yumruğunu vurduğu gündür. “DİSK’in çanına ot tıkamak” için Demirel’in AP’si ile İnönü’nün CHP’si birlikte yasa teklifi hazırlar. DİSK’li işçiler yanlarına Türk-İş’li, sendikasız, hatta işsiz sınıf kardeşlerini alır… Burjuvazi bir yanda işçi sınıfı bir yandadır. İşçi sınıfı ayaklanır, burjuvazi sıkıyönetim ilân eder. Bedeller ödenir, şehitler verilir… Gerçekleri bilelim! Bu ülkede halkın karşısına dizilen tankların üzerine 15 Temmuz’dan yarım asır önce işçiler çıkmıştır! Nihayetinde o günlerde işçi sınıfı kaderini eline almış, DİSK’i kurtarmıştır. 15-16 Haziran bize sermaye sınıfının ve siyasetinin ulusun ve tarihin sırtında bir yük olduğunu, işçi sınıfının Türkiye’de artık kötü gidişatı değiştirecek tek güç olduğunu anlatır. Geçen yarım yüzyılda işçi sınıfı bu gücünü yitirmemiş bilakis arttırmıştır. Özellikle yaşadığımız salgın günlerinde hastanelerden fabrikalara, tarlalardan her türlü nakliyeye işçi sınıfı olmadan hayatın olmayacağı hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmıştır. Üretim, dağıtım, sağlık, her şey işçinin emekçinin elindedir. Güç işçidedir, emekçidedir! Ama düzen değişmemiştir çünkü aynı işçi sınıfı 15-16 Haziran’ın yolundan ayrılmıştır. Sınıf mücadelesinde birleşeceği yerde memleketle, mezheple, inançla, kimlikle, hatta futbol takımıyla bile bölünmüştür. Kendi partisinin değil sermayenin sağlı-sollu partilerinin peşinden koşmuştur. Sermaye ise ne zaman krizlerin faturasını halka ödetmek gerekse, ne zaman milletin birikimlerini yağmalamak istese, ne zaman emperyalistler onları hizmete çağırsa kendi aralarında birlik olmuşlardır. 15-16 Haziran işte bu gidişata dur demektir. İşçi sınıfına ve emekçi halka kendi kaderini kendi eline alma çağrısıdır. İşçi sınıfının sermayeye karşı birleşik bir cephe kurmasının, sendikalarını bürokrasiden kurtarmasının, emperyalizmin zincirlerini kırmasının tek yolunu anlatmaktadır. İşçi sınıfı 50 yıl önce bu yola girmiştir. Bu yoldan geri dönüş yoktur. Memleketin kaderi işçi sınıfının kaderiyle birdir artık. Devrimci İşçi Partisi bunun bilincindedir ve bu bilinçle tüm işçi sınıfını, 15-16 Haziran’da girdiğimiz bu yolu tamamlamaya, sermayeden, onun her renkten partilerinden, siyasi iktidardan ve emperyalizmden bağımsız bir örgütlenme ve mücadeleye çağırmaktadır.
03:20
June 12, 2020
Sungur Savran: "Koronavirüsün ekonomi politiği"
Kapitalist kaynak dağılımı mekanizmasının kârın boyunduruğu altında işlemesi dolayısıyla bütün kapitalist ülkelerin, en zenginlerinin bile, “kıt kaynakları” Koronavirüsle yeterli bir mücadele yolunda seferber edememiş olduğunu görmüş oluyoruz. Bir ekonomik sistem olarak kapitalizm, toplumun genel ihtiyaçları söz konusu olduğunda kara gün akçesi ayırmak bakımından açıkça yetersiz bir sistemdir. Acil durumlar karşısında kapitalizmin çoğunlukla yaya kalmasının nedeni böylece ortaya çıkmaktadır. Bu facianın kapitalizmle sosyalizmle ilişkisi olmadığını, bütün insanlığın başına çökmüş bir doğal afet olduğunu düşünenler yanılıyor. Faciayı yaratan kapitalizm şimdi de "normalleşme" adı altında bütün ülkelerde kitlesel ölüme bir yeni davetiye çıkartıyor. Sungur Savran'ın Gerçek gazetesi internet sitesinde yer alan "Koronavirüsün ekonomi politiği" başlıklı yazısının yayınını dinleyicilerimizle paylaşıyoruz. Yazıyı internet sitesinden okumak için tıklayın. 
41:00
May 17, 2020
Devrimci İşçi Partisi 1 Mayıs Bildirisi: Kahrolsun Kapitalizm! Yaşasın 1 Mayıs!
İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, 2020 yılında tüm dünyada çok özel koşullar altında kutlanacak. Dünyanın gündeminde Koronavirüs salgını var. Bu salgın 1 Mayıs’ın önemini azaltmıyor tam tersine arttırıyor. Çünkü salgın tüm dünyada ve Türkiye’de kapitalist krizin derinleşmesiyle birlikte keskinleşen bir sınıf mücadelesi olarak yaşanıyor.
05:05
April 24, 2020
Lenin 150 yaşında: 21. yüzyıl sosyalizminin turnusol kağıdı Lenindir!
22 Nisan 2020 Lenin'in doğumunun 150. yıldönümü. Tarihin en büyük devrimci önderini, Bolşevik partisinin kurucusu Lenin'i 150. doğumgününde anmak, insanlığın yaşam mücadelesinin kapitalizme karşı mücadeleye ve onun yenilgisine belki de her zamankinden daha çok bağlı olduğu bugün ayrı bir anlam taşıyor. Gerçek sitesinde bu kapsamda iki gün boyunca çeşitli yazılar yayınlanıyor.  Bu yazılardan "Lenin 150 yaşında: 21. yüzyıl sosyalizminin turnusol kağıdı Lenindir!" başlıklı yazıyı dinleyicilerimizle paylaşıyoruz.  Daha fazlasını www.gercekgazetesi.net sayfasından ve aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz.  Sungur Savran - Lenin'n sağ eli  Lev Trotskiy - Ellinci yaş gününde Lenin
06:20
April 21, 2020
Devrimci Marksizm Okulu Ders 6: Marksizm ve Ulusal Sorun
Devrimci Marksizm Okulu'nun "Marksizm ve Ulusal Sorun" başlıklı altıncı seminerinin Podcast yayını.
56:14
April 11, 2020
Devrimci Marksizm Okulu Ders 5: Emperyalizm, Savaş, Ortadoğu
Devrimci Marksizm Okulu'nun "Emperyalizm, Savaş, Ortadoğu" başlıklı beşinci seminerinin Podcast yayını.
55:04
April 11, 2020
Devrimci Marksizm Okulu Ders 4: Parti, Enternasyonal, Dördüncü Enternasyonal
Sungur Savran'ın anlatımıyla, Devrimci Marksizm Okulu'nun "Parti, Enternasyonal, Dördüncü Enternasyonal" başlıklı dördüncü seminerinin Podcast yayını.
59:58
April 11, 2020
Devrimci Marksizm Okulu Ders 3: Devlet ve Devrim
Devrimci Marksizm Okulu'nun "Devlet ve Devrim" başlıklı üçüncü seminerinin Podcast yayını.
1:03:58
April 2, 2020
Devrimci Marksizm Okulu Ders 2: Kapitalizm, sınıflı toplumlar, sömürü
Devrimci Marksizm Okulu'nun "Kapitalizm, sınıflı toplumlar, sömürü" başlıklı ikinci seminerine ait Podcast yayını.
50:09
March 30, 2020
Sungur Savran: "100. Yıldönümünde Milli Mücadele: 12 Tez"
19 Mayıs 2019'dan başlayan 4 yıllık süre Milli Mücadele’nin önemli uğraklarının 100. yıldönümlerinin idrak edileceği bir dönem. 23 Temmuz Erzurum Kongresi, 4 Eylül Sivas Kongresi bunların en önde gelenlerinden. Aslında 29 Ekim 2023’e kadar Milli Mücadele, araya savaşlar, Lozan Konferansı vb. girerek hep tartışma konusu olacak.  Sungur Savran, sosyalist solun büyük çoğunluğunun 2019'da başlayan yıldönümlerinde sınavdan bütünüyle kaldığı kanısında. Geçmişte Türkiye tarihinin yakın geçmişine ilişkin önemli yapıtlar vermiş, önemli tartışmalar yaşamış olan Türkiye solu, Savran’a göre, bugün geldiğimiz noktada bu konularda söyleyecek söz bile bulamıyor. Bu boşluğun yerini, bu topraklarda azınlıkların, özellikle de gayri müslim azınlıkların değişik aşamalarda katledilmiş olduğunu tekrarlayarak doldurmaya çalışıyor. Savran’a göre sorun, bazısı gerçek bazısı abartılmış olan bu katliamlardan söz edilmesi değildir. Solun tarihte başka konuşacak hiçbir şey bulamamasıdır. Bunun nedeni ise Marksizmden bütünüyle kopmasıdır. O yüzden, bugüne kadar içinde yaşadığımız yüz yıllık toplumu biçimlendiren bu büyük tarihi olaylar hakkında söyleyecek hiçbir şeyi kalmamıştır solun.  Devrimci Marksizm'in 39-40 yaz/sonbahar 2019 sayısında Sungur Savran, Türkiye solunun uzun zamandır yapmayı bıraktığı şeyi yapıp yakın tarih üzerine bir çalışma ortaya koyuyor. 
45:54
March 22, 2020
Devrimci Marksizm Okulu Ders 1: Neden Devrimci Marksizm
Devrimci Marksizm Okulu'nun "Neden Devrimci Marksizm: Sınıflar, Sınıf Mücadelesi, İdeoloji, Devrim" başlıklı ilk seminerine ait Podcast yayını.
1:02:30
February 17, 2020