Skip to main content
TUMAC

TUMAC

By Türk Müziği Akademik Çevresi
Türk Müziği Akademik Çevresi (TUMAC), Türk Müziği’nin bilimsel olarak araştırılması, incelenmesi, derlenmesi ve sunulması amacı ile başta müzik bilimi olmak üzere farklı disiplinlerden akademisyen ve araştırmacıların oluşturduğu, bilimsel araştırma, eğitim, uygulama ve yayın faaliyetleri ile seçkinleşen, gönüllülük esasına dayalı, bağımsız, müşterek ve akademik bir girişimdir.
Listen on
Where to listen
Apple Podcasts Logo

Apple Podcasts

Breaker Logo

Breaker

Google Podcasts Logo

Google Podcasts

Overcast Logo

Overcast

Pocket Casts Logo

Pocket Casts

RadioPublic Logo

RadioPublic

Spotify Logo

Spotify

Stitcher Logo

Stitcher

TUMAC BSE No.8: Klasik Kemençe Resitali - Dr. Aslıhan Özel
28 Aralık 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin sekizincisinde Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Aslıhan Özel, “2000 Sonrası Klasik Kemençe Taksim İcralarında Yeni Yönelimler” başlıklı bir sunum yaptı. Etkinliğin devamında Dr. Aslıhan Özel tarafından klasik kemençe resitali de icra edildi. KLASİK KEMENÇE RESİTALİ Eserler Sûzidil Peşrev – Tanbûrî Ali Efendi Sûzidil Saz Semâîsi – Sedat Öztoprak – Fahri Kopuz Bûselik Peşrev – Kemençeci Nikolaki Arazbar Bûselik Saz Semâîsi – Refik Fersan Sultâniyegâh Peşrev – Refik Fersan Sultâniyegâh Saz Semâîsi – Kânûnî Hacı Arif Bey Ferahfezâ Saz Semâîsi – Tanbûrî Cemil Bey Ferahfezâ Mevlevî Âyin-i Şerîfi 4. Selâm – Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi Ferahfezâ Son Peşrev – Tanbûrî Zeki Mehmed Ağa Ferahfezâ Son Yürük Semâî Kürdîlihicazkâr Peşrev – Tanbûrî Cemil Bey Hicazkâr Saz Semâîsi – Kemal Niyazi Seyhun Nihavend Saz Semâîsi – Mesud Cemil Bey Nikriz Saz Semâîsi – Refik Fersan Dr. Öğr.Üyesi Aslıhan Eruzun Özel 1973 İstanbul doğumludur. 1984 – 1994 yılları arasında İTÜ Türk  Mûsikîsi Devlet Konservatuarı’nda almış olduğu müzik eğitiminin  ardından, İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1997 yılında yüksek lisans  ve 2006 yılında sanatta yeterlik çalışmalarını tamamlamıştır. 2000  yılında YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde akademisyenliğe başlayan  Özel, halen aynı kurumda eğitim – öğretim görevini devam ettirmektedir.  1984’ten bu yana kemençe sanatçısı İhsan Özgen’in talebesidir.
1:23:50
January 10, 2020
TUMAC BSE No. 8 - Sunum: "2000 Sonrası Klasik Kemençe Taksim İcralarında Yeni Yönelimler" - Dr. Aslıhan Özel
28 Aralık 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin sekizincisinde Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Aslıhan Özel, “2000 Sonrası Klasik Kemençe Taksim İcralarında Yeni Yönelimler” başlıklı bir sunum yaptı. SUNUM HAKKINDA Türk makam müziğinin incesaz topluluklarında onsekizinci yüzyıldan  itibaren yerini almış olan klasik kemençe, tınısı ve icra şekilleri  bakımından son bir asırda bilgi verebilecek nitelikte ses kayıtlarına  sahip olmuştur. Ses kayıt teknolojisinin ilk örnekleri, yirminci yüzyıl  başlarında İstanbul’da fonograf ve kovanlarla kendini göstermiş,  kovanlara yapılan kemençe taksim kayıtları Kemençeci Vasilaki  (1845-1907) tarafından gerçekleştirilmiştir. Ardından gelen gramofon ve  taş plak dönemi ile Tanbûrî Cemil Bey’in (1871-1916) tanbur, kemençe,  lavta, viyolonsel ve yaylı tanburla yaptığı taksim ve eser icraları, saz  müziğinin gelişmesi yolunda değer taşıyan önemli kayıtlar olarak tarihe  geçmiştir. Makara bant, plak ve kaset dönemlerinde ise isimlerini  çeşitli albümlerde, radyo ve televizyon programlarında duyurmuş daha  fazla kemençe icracısı olduğu gözlemlenmiştir. Bu kayıtlarda yer alan  geleneksel taksim formu da tarihsel süreçte giderek değişmeye ve uzun  süreli taksimlere dönüşmeye başlamıştır. Kemençe artık tanbur ve ney  ikilisine katılmış üçüncü bir önemli üye olarak, beraber taksim yapma  anlayışının temsilcilerinden olmuştur. Zamanımıza yaklaşıldıkça dijital  ortamlarda “compact disc”lere yapılan kaliteli ses kayıtları ile,  kemençe icracılarında ve üretilen albümlerde hızlı bir artış  yaşanmıştır. Yirminci  yüzyılın sonlarına doğr Türk çalgı icralarında görülen yeni arayışlar,  varolanın dışına çıkma ve farklılık gösterme çabaları, zamanla müzik  endüstrisinin üretimlerinde kendisini göstermiştir. Bu arayışlar  çerçevesinde çeşitli müzik türlerine katkıda bulunan klasik kemençe  icraları da, taksimlerinde etkileşimler ve değişimler geçirmiştir. Bu  çalışma ile son 20 yılın albümlerinde yer alan klasik kemençe taksimleri  incelenmiştir. Tespit edilen kişisel albüm sahibi yedi kemençe  sanatçısının yayınlanan son albümlerinin analizi ile, taksimler genel ve  ayrıntılı olmak üzere iki kategoride incelenmiştir. Genel incelemede;  eşlik çalgılar, makam kullanılışı, varyasyonlar, tablo içerisinde  süreleriyle gösterilmiştir. Ayrıntılı incelemede ise; klasik kemençe  üslubunun taksimlere yansıyan en belirgin süslemeleri, dizi  niteliğindeki ezgi yapıları ve çift ses kullanımı ele alınmıştır.  Böylelikle, klasik kemençe taksimlerinin nasıl değiştiği ve gözlemlenen  veriler ışığında geleceğe dair icra yorumlarının nasıl değişebileceği  yönünde fikir verici özelliklerin tespiti, bu çalışmanın konusu  olmuştur. Dr. Öğr.Üyesi Aslıhan Eruzun Özel 1973 İstanbul doğumludur. 1984 – 1994 yılları arasında İTÜ Türk  Mûsikîsi Devlet Konservatuarı’nda almış olduğu müzik eğitiminin  ardından, İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1997 yılında yüksek lisans  ve 2006 yılında sanatta yeterlik çalışmalarını tamamlamıştır. 2000  yılında YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde akademisyenliğe başlayan  Özel, halen aynı kurumda eğitim – öğretim görevini devam ettirmektedir.  1984’ten bu yana kemençe sanatçısı İhsan Özgen’in talebesidir.
1:03:03
January 10, 2020
TUMAC BSE No. 7 - Dinleti: Hüzzam Mevlevi Ayin-i Şerifi, Hammamizade İsmail Dede Efendi
30 Kasım 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin yedincisinde Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yakup Şafak, “Mevlevî Ayinleri ve Güfte Özellikleri” başlıklı bir sunum yaptı. Etkinliğin dinleti bölümünde ise 173. vefat yıldönümünde (29 Kasım 1846) Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi'nin Hüzzam Mevlevî Ayini, Prof. Rûhî Ayangil yönetimindeki TUMAC İcrâ Heyeti tarafından icra edildi. TUMAC İcrâ Heyeti Rûhî Ayangil (Kanun / Gûyende) Fatma Âdile Başer (Kudûm) Bâkî Enis Balakbabalar (Bendîr) Eşref Berk Türkoğlu (Ney) Hazar Ertürk (Ney) Emrah Kocaman (Tanbûr) Murat Şahin (Naathân / Âyinhân) Samet Baştuğ (Gûyende)
57:53
December 10, 2019
TUMAC BSE No. 7 - Sunum: "Mevlevî Ayinleri ve Güfte Özellikleri" - Doç. Dr. Yakup Şafak
30 Kasım 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin yedincisinde Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yakup Şafak, “Mevlevî Ayinleri ve Güfte Özellikleri” başlıklı bir sunum yaptı.  SUNUM HAKKINDA Engin dehâsı, derin fikirleri ve örnek yaşayışı ile asırlardır Müslüman toplulukları derinden etkilemiş olan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin 17.12.1273’te vefatından sonra onun sâdık halifesi ve Mesnevî’nin kâtibi olan Hüsâmeddin Çelebi, 10 yıl kadar postnişinlik hizmetinden sonra 683 (1284) yılında vefat etmiştir. Görevi, Hz. Mevlâna’nın büyük oğlu Sultan Veled devralmış; uzun yıllar Mevlevîlik usûl ve adabını tanzim ederek ömrü boyunca babasının fikirlerini ve tasavvufî anlayışını yaymaya gayret etmiştir. Çeşitli vilâyetlerde Mevlevîhane açmış, matbah ve çile usûlünü getirmiş, Mevlâna Türbesi’nin yanındaki semâhaneyi yaptırmış ve semâ âdâbını düzenlemiştir. Mevlevîlik tarikatinde dönerek yapılan toplu zikre semâ, âyîn-i şerîf veya mukâbele-i şerîfe denir. Semâ esnasında okunmak için bestelenmiş eserlere ve bu forma da âyin veya âyîn-i şerîf adı verilir. Hz. Mevlânâ zamanında belli bir nizâma bağlı kalmaksızın dînî ve tasavvûfî bir coşkunluk vesîlesiyle icrâ edilen semâ, Sultan Veled’den sonra, Ulu Ârif Çelebi zamanından başlayarak Pîr Âdil Çelebi zamanına kadar tam bir disiplin içine alınmış, sıkı bir nizâma bağlanmıştır. Böylece XV.yüzyılda son şeklini alan semâ âyinine daha sonra XVII. yüzyılda nâ’t-ı şerîf eklenmiştir. Mevlevî âyinleri, asırlar içerisinde ilhamını Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin hayatından ve düşüncelerinden alan sanatkârlarca bestelenmiş, mûsikîmizin en görkemli, en sanatlı eserleri arasındadır. Bu ince ruhlu insanlar kendilerini, Mevlâna yolunda yok bilmişler; ruhlarındaki kelimelere sığmaz heyecanları, çoşkuları, ümitleri, sevinçleri, insanoğlunun ezelden beri meclûb olduğu seslere, nağmelere dökmüşlerdir. Bu konuşmada âyîn-i şerîflerde kullanılan güfteler üzerinde durulacaktır. Güfte sahiplerinin kimler olduğu, seçilen şiirlerin muhtevası ve özellikleri, kaynakları, vezinleri, bestekârların tercihleri gibi hususlar aydınlatılmaya çalışılacaktır. Doç. Dr. Yakup Şafak 1959 yılında Samsun’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu şehirde, yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi’nde gördü. 1983 yılında Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fars Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak tayin edildi. Yüksek lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi’nde, doktora öğrenimini Atatürk Üniversitesi’nde yaptı. 1992 yılında öğretim üyesi olarak Selçuk Üniversitesi’ne geçti. 2015 yılından itibaren Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde çalışmaktadır. Fars ve Türk edebiyatları, Mevlâna ve Mevlevilik üzerine araştırmaları bulunmakta, bu konularda Üniversite dışında da bazı kültürel etkinliklere katılmaktadır. Evli olup 4 yetişkin çocuğu vardır.
55:13
December 10, 2019
TUMAC BSE No.6: Ud Resitali - Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar
26 Ekim 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin altıncısında ve  2019-2020 akademik dönemindeki ilk programında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk  Müziği Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülçin Yahya  Kaçar, “Bir Medeniyetin Aktarımında İki Üstâd: Yahyâ Kemâl ve Cinuçen Tanrıkorur” başlıklı bir sunum yaptı. Etkinliğin devamında Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar tarafından Ud Resitali de icra edildi. UD RESİTALİ Eserler Rast Peşrevi / Benli Hasan Ağa ( 1607-1662) Segâh Peşrevi / Neyzen Yusuf Paşa  ( 1821-1884) Muhayyersünbüle Karabatak Peşrevi / Gülçin Yahya Kaçar ( 1966- ?) Şehnaz Saz semâîsi / Yıldızlı Yaz Akşamları / Cinuçen Tanrıkorur (1938-2000) Hüseynî Saz semâîsi “Köyde Sabah” Cinuçen Tanrıkorur Hüseynî Oyun Havası / Hüseyin Sadettin Arel (1880-1955) Prof. Dr. Gülçin YAHYA KAÇAR Akademisyen,  ud sanatçısı, besteci. 1988 yılında Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü’nden  mezun oldu. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası grup şefi Aycan Sancar  ile dört yıl flüt çalıştı. Batı müziği eğitiminin yanı sıra Türk Müziği  ve ud ile ilgilenmeye başladı. 1986 yılında ud virtüozu, besteci, mimar  Cinuçen Tanrıkorur’un öğrencisi oldu. Tanrıkorur’un ud metodunu altı ay  gibi kısa bir sürede bitiren ilk ve tek öğrencisi olarak Cinuçen  Tanrıkorur ile birlikte ilk resitalini verdi. Yüksek Lisans ve Doktora  döneminde Prof. Mutlu Torun’un ile çalıştı. 2002 yılında Yardımcı  Doçent, 2004 yılında Doçent, 2009 yılında da Profesör ünvânını aldı. Ud  Metodu, Ud Alıştırmaları, Yorgo Bacanos’un Ud Taksîmleri, Türk Müziği  Çocuk Şarkıları, Türk Mûsikîsi Rehberi, Türk Mûsikîsi Üzerine Görüşler (  Analiz ve Yorumlar), Gülzâr-ı Mûsikî (Çeviri) Klâsik Türk Mûsikîsi  Güftelerinde Osmanlıca Kelime ve Terkîbler, Bergüzâr-ı Çanakkale adlı  dokuz kitabı bulunmaktadır. Gazi Üniversitesi Türk Müziği Devlet  Konservatuvarı kurucusudur. Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü  kurucu kadrosunda yer almıştır. Ülkemizde Türk Müziği alanında Yüksek  Lisans ve Doktora programlarının açılmasında öncü olmuştur. Başbakanlık  Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Bilim Kurulu  Üyeliği, Hasan Hüsameddîn Uşşakî Araş. Merkezi Danışma Kurulu Üyeliği,  Kore Büyükelçiliği Kültür-Sanat danışmanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı  Korolararası Yönetim Kurulu Üyeliği, ayrıca pek çok bilim ve sanat  kurul üyeliği yapmıştır. 1990 yılında Fransa’da, “Türk Müziği” ,2000 yılında Cinuçen Tanrıkorur Eserleri ve 2002 yılında Hayallerim olmak üzere üç solo CD si bulunmaktadır. 2013 yılında Buhûrizâde Mustafa Itrî, 2014 yılında Abdülkâdir-i Merâgi cd’lerinin Genel Sanat Yönetmenliğini ve ud icracılığını yapmıştır. 214  bestesi ve pek çok ödülleri mevcuttur. Otuz farklı ülkede uluslararası  ud resitalleri vermiş, radyo ve televizyon programları, akademik  çalışmalar yapmıştır. Halen Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk  Müziği Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesidir.
43:30
October 11, 2019
TUMAC BSE No. 6 - Sunum: "Bir Medeniyetin Aktarımında İki Üstâd: Yahyâ Kemâl ve Cinuçen Tanrıkorur" - Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar
26 Ekim 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin altıncısında ve  2019-2020 akademik dönemindeki ilk programında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk  Müziği Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülçin Yahya  Kaçar, “Bir Medeniyetin Aktarımında İki Üstâd: Yahyâ Kemâl ve Cinuçen Tanrıkorur” başlıklı bir sunum yaptı. SUNUM HAKKINDA Yahyâ Kemâl ve Cinuçen Tanrıkorur; rûhen ve fikren aynı kültürü  terennüm eden iki üstâddır. Her ikisinin görüşünde de medeniyet, kültür,  dil, târih ve mûsikî yüceltilmesi gereken değerlerdir. Bu anlamda havas  bir kültür oluşturmada hem fikirdirler.  Yahyâ  Kemâl için şiir ve mûsikî iki sevgilidir. Mûsikî ve şiir birbirine  âşıktır. Şiirlerinde târihi anlatırken mûsikîyi, mûsikîyi anlatırken  târihi anlatmış ve bu yolla da aslında bir medeniyet aktarımı yapmıştır.  Türk mûsikîsi ise pek çok şiirinde kendisine ilhâm kaynağı olmuştur. Bu  nedenle Derin Mûsikî, Eski Mûsikî, Kar Mûsikîsi, Gece Bestesi, Tanbûrî Cemil Bey’in Ruhûna Gazel, Itrî, Akşam Mûsikîsi, İsmâil Dede’nin Kâinâtı, Ses gibi pek çok şiirine mûsikî ile ilgili adlar  vermiştir. Yahya Kemal için olayların, mekânların, şehirlerin mûsikîsi  vardır. Tanrıkorur, Yahyâ Kemâl şiirlerinin besteciliğinde alışılagelmiş  bestecilik biçimlerinin dışına çıkmıştır. Çünkü: şiirlerdeki uzun  destansı anlatımlar, Tanrıkorur’u yeni form arayışına ve düzenine sevk  etmiştir. Gülçin Yahya Kaçar’ın sunumunda: Genelde edebiyat ve mûsikî yönüyle,  özelde ise; bestecilik, mûsikî nazariyatı, mûsikî târihi ve mûsikî  kültürü yönüyle  Yahya Kemal ve Cinuçen Tanrıkorur üzerinden bir  medeniyetin aktarımına vurgu yapılacaktır. Prof. Dr. Gülçin YAHYA KAÇAR Akademisyen, ud sanatçısı, besteci. 1988 yılında Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü’nden mezun oldu. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası grup şefi Aycan Sancar ile dört yıl flüt çalıştı. Batı müziği eğitiminin yanı sıra Türk Müziği ve ud ile ilgilenmeye başladı. 1986 yılında ud virtüozu, besteci, mimar Cinuçen Tanrıkorur’un öğrencisi oldu. Tanrıkorur’un ud metodunu altı ay gibi kısa bir sürede bitiren ilk ve tek öğrencisi olarak Cinuçen Tanrıkorur ile birlikte ilk resitalini verdi. Yüksek Lisans ve Doktora döneminde Prof. Mutlu Torun’un ile çalıştı. 2002 yılında Yardımcı Doçent, 2004 yılında Doçent, 2009 yılında da Profesör ünvânını aldı. Ud Metodu, Ud Alıştırmaları, Yorgo Bacanos’un Ud Taksîmleri, Türk Müziği Çocuk Şarkıları, Türk Mûsikîsi Rehberi, Türk Mûsikîsi Üzerine Görüşler ( Analiz ve Yorumlar), Gülzâr-ı Mûsikî (Çeviri) Klâsik Türk Mûsikîsi Güftelerinde Osmanlıca Kelime ve Terkîbler, Bergüzâr-ı Çanakkale adlı dokuz kitabı bulunmaktadır. Gazi Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı kurucusudur. Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü kurucu kadrosunda yer almıştır. Otuz farklı ülkede uluslararası ud resitalleri vermiş, radyo ve televizyon programları, akademik çalışmalar yapmıştır. Halen Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesidir.
1:04:06
October 11, 2019
TUMAC BSE No. 5: “Oryantalizm, Öz-Oryantalizm ve Türk Müziği” – Doç. Dr. Onur Güneş Ayas
4 Mayıs 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin beşincisinde, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Güneş Ayas, “Oryantalizm, Öz-Oryantalizm ve Türk Müziği”  başlıklı bir sunum yaptı.  SUNUM HAKKINDA  Oryantalizm, Edward Said’e kadar “Batı”nın “Doğu” hakkında bilgi  edinme çabalarını ifade eden bir kavramdı. “Doğu”nun “Batı” tarafından  temsil edilmesinin yol açtığı iktidar ilişkisine ilk dikkat çekenlerden  biri olan Said, Oryantalist söylemin toplumlar ve kültürler arasındaki  eşitsiz ilişkileri nasıl meşrulaştırıp “Şark”ı susturduğunu başarıyla  gösterdi. Ancak “Şarklılar” üretimine bizzat katılmazlarsa, bu söylemin  nasıl meşruiyet ve hegemonya kazanacağını ve nasıl farklı şekiller  alabileceğini açıklamayı ihmal etti. Batı dışı toplumların kendi “Doğu”  ve “Batı” imgelerini yaratarak kimliklerini inşa ettikleri bu öznellik  alanını ifade etmek için, daha sonra “kendini Şarklılaştırma” ve  öz-oryantalizm (self-orientalism) gibi kavramlar üretildi. “Oryantalizm,  Öz-Oryantalizm ve Türk Müziği” başlığını taşıyan sunum, Türkiye’deki  müzik tartışmalarını bu kavramsal çerçeve içinde yorumlamayı amaçlıyor. Türkiye’nin  modernleşme ürecine öncülük edenler bir yandan bazı oryantalist  klişeleri içselleştirdiler, bir yandan da Batılı oryantalizmin Türkler  hakkındaki önyargılarına karşı mücadele ettiler. Bu iki tutumu  uzlaştırmak için Türklüğün Batıyla uyumsuz, istenmeyen, “Şarklı” görünen  özelliklerinin yansıtılacağı bir “iç öteki” yarattılar. İdeal Türk  kimliğini de bunun zıddı olacak şekilde tanımladılar. Türk müziğinin  Doğu-Batı-Türklük üçgeninde yeniden tanımlandığı alaturka-alafranga  tartışması bu söylemlerin en yoğun şekilde kullanıldığı alanlardan biri  oldu. Resmî müzik politikalarına karşı çıkanlar bile tersinden de olsa  aynı oryantalist şablonları yeniden ürettiler. Türk Müziği Akademik  Çevresi’nin düzenlediği Bilim-Sanat Etkinlikleri kapsamında  gerçekleştirilecek olan etkinlik, müzik tartışmaları üzerinden bu  şablonları tartışmak isteyenlere sesleniyor.  Doç. Dr. Onur Güneş Ayas  Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi  Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde, yüksek lisans ve doktorasını aynı  üniversitenin Sosyoloji Bölümü’nde tamamlayan Güneş Ayas 2010 yılında  Bakırköy Türk Musikisi Vakfı Konservatuarı’ndan mezun oldu. Çeşitli  yayınevlerinde editör ve yayın yönetmeni olarak çalıştı. Sosyal  bilimlerin farklı dallarında çok sayıda kitabın tercümesini ve  editörlüğünü üstlendi. İlk kitabı  Dostoyevski’de Batı Sorunu: Rus Ruhu ve Evrensellik adıyla 2010 yılında yayımlandı. Bunu Musiki İnkılabı’nın Sosyolojisi: Klasik Türk Müziği Geleneğinde Süreklilik ve Değişim (2014), Barbar Batı: Bir Aimé Césaire Kitabı (2015), Müzik Sosyolojisi: Sorunlar-Yaklaşımlar-Tartışmalar (2015) ve Müziği Boğan Gürültü: İdeolojinin Kıskacındaki Musiki (2018) adlarını taşıyan kitapları takip etti. Musiki İnkılabı’nın Sosyolojisi Kültür  Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ve Beyoğlu Belediyesi  tarafından 2015 yılında “Yılın Türk Müziği Yazarı ve Kitabı” dalında  Itrî Ödülü’ne layık görüldü. Etnomüzikoloji Derneği’nin kurucu üyesi  olan Güneş Ayas, halen Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi  İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde görev yapmaktadır.
1:31:54
May 21, 2019
TUMAC BSE No. 4 - Dinleti: "Rum Kaynaklarında Dede Efendi" - TUMAC İcra Heyeti
13 Nisan 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin dördüncüsünde, İTÜ TMDK Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Miltiadis Pappas, “Rum Kaynaklarında Dede Efendi”  başlıklı bir sunum yaptı. Etkinliğin dinleti bölümünde ise, Hammâmîzâde İsmail Dede  Efendi’nin taş plaklarda yer almayan veya hiç seslendirilmemiş beş  eseri, Rum kaynaklarında yer alan versiyonuyla Prof. Rûhî Ayangil ve Dr.  Miltiadis Pappas yönetimindeki TUMAC İcrâ Heyeti tarafından  seslendirildi. Eserler Ey çeşm-i âhû…Hicaz Nakış Beste, Usûl Düyek. Mecmua-i Makamat (1856). Ben müptelâ oldum sana, Şehnaz Bûselik Şarkı, Usûl Sofyan, Efterpi (1830). Firkatin halim perişan itti…Segâh Mâye Şarkı, Usûl Ağır Düyek, Pandora (1846). Reha bulmadım zülfün telinden, Hüseyni Şarkı, Usûl Ağır Düyek, Efterpi (1830). Oynar yürek, Nakış Yürük Semai, Rast, usûl Yürük Semai, Efterpi (1830). TUMAC İcrâ Heyeti Rûhî Ayangil (Kanun / Hânende) Miltiadis Pappas (Hânende) Aslıhan Eruzun Özel (Kemençe) Elif Özen (Kemençe) Zehra Yılmaz (Hânende) Ayşe Kılınçer (Hânende) Memduh Özyalvaç (Hânende) Osman Furkan Abbasoğlu (Ney) Eşref Berk Türkoğlu (Ney)
45:40
April 30, 2019
TUMAC BSE No. 4 - Sunum: "Rum Kaynaklarında Dede Efendi" - Dr. Miltiadis Pappas
13 Nisan 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin dördüncüsünde, İTÜ TMDK Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Miltiadis Pappas, “Rum Kaynaklarında Dede Efendi”  başlıklı bir sunum yaptı. SUNUM HAKKINDA Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yaşamış olan Rum musikişinaslar, 16.yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar halkın rağbet ettiği çok sayıda besteyi Rum Ortodoks kilisesinin notasyon sistemiyle kayda almışlardır. 1830 – 1908 yılları arasında bu nota sistemiyle kaydedilmiş Osmanlı-Türk musikisi bestelerini içeren 10 kitap yazılmıştır. Bu kitaplarda 500’den fazla eser mevcuttur ve içerisinde Dede Efendi’ye de ait 50 eser bulunmaktadır. Dede Efendi’nin Rum kaynaklarında, resmi TRT kurumu repertuvar kitaplarında ve bilinen güfte mecmualarında bulunmayan eserleri de mevcuttur. Rum kaynaklarındaki versiyonlar, TRT repertuvarında bulunanlarla karşılaştırıldığında, ezgi ve güfte bakımından önemli farklılıklara sahiptir. Eserler, başka bir makamda veya usûlde yazılmış, bestekârları farklı bir isimle kaydedilmiş olabilmektedir. Bu 10 kitapta yer alan bazı eserler, Dede Efendi hayattayken yazıldıkları için tarihlendirmelerinde bir kesinlikten söz etmek mümkündür. Ayrıca bir eserin aynı yayımcının elinden çıkan değişik versiyonlarının bulunması da önemli bir tespittir. Rum kaynaklarındaki bu eserler, bilimsel anlamda bir önem arz etmektedir fakat çeşitli nedenlerden dolayı üzerinde detaylı  araştırmalar yapılmamıştır. Söz konusu eserler, etkinliğimiz kapsamında çeşitli örnekler eşliğinde sunulacaktır. Biliyoruz ki, Dede Efendi’nin ölümünden 40 sene sonra taş plaklar ortaya çıkmıştır ve Dede Efendi eserleri okunmaya başlanmıştır. Bu sunumda da bahsedilen bu ilk kayıtlardan örnek eserler dinletilecek ve eserler üzerinden değerlendirmeler yapılacaktır. Etkinliğin ikinci bölümünde ise, bugüne kadar yapılan araştırmalarımızın ışığında, Dede Efendi’nin taş plaklara kaydedilmemiş veya sonraki süreçte hiç icra edilmemiş 5 eseri, TUMAC İcrâ Heyeti tarafından seslendirilecektir. Dr. Miltiadis Pappas İTÜ TMDK Müzikoloji Bölümü’nde öğretim üyesidir. Yüksek Lisans ve Doktora derecesini İstanbul Teknik Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Çalışmalarında özellikle Osmanlı-Türk, Bizans sonrası (post Bizans) ve aralarındaki ilişkileri üzerine yoğunlaşan Pappas, özellikle 17-19. yüzyıllardaki Osmanlı müziğinin nazariyatı üzerine araştırmalarına devam etmektedir.
48:43
April 30, 2019
TUMAC BSE No. 3: "Frekans Okur-Yazarlığı" - Orçun Güneşer
Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin üçüncüsünde fizikçi, müzisyen ve çalgı yapımcısı Orçun Güneşer,  “Frekans Okur-Yazarlığı” başlıklı bir sunum yaptı.  Halka açık  ve ücretsiz olan etkinlik, 30 Mart 2019 Cumartesi günü saat 16:00’da  Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla, İstanbul  Cankurtaran’da bulunan Dede Efendi Evi’nde gerçekleşti. SUNUM HAKKINDA Müzik ve matematik arasındaki bağ yüzyıllardır incelenen bir konudur.  Lakin sanat ile bilim arasındaki bu karmaşık bağın tümüyle çözüldüğünü  söylemek mümkün değil. Müzik gibi çağlara ve coğrafyalara göre, hatta  kişiden kişiye değişen sanatsal çeşitliliği sabit kanunlara oturtmaya  çalışmak ise bu bağın en aslî problemini teşkil etmekte. Buna rağmen, sanatsal özgürlüğün sonsuz genişliği içerisinde  insanlık, bazı ses aralıklarını çok uzun bir süredir, birçok farklı  kültürde ve birçok müzik türünde kullanmayı neden tercih etmektedir? “Frekans Okur-Yazarlığı” müzik, fizik ve matematiğin kesişim kümesine  odaklanıyor. Bu çoklu-disiplinli alanın temel kavram ve terimlerini  doğru tarif etmeyi ve bu tarifleri duysal örneklerle desteklemek  suretiyle, deneyimleyerek öğretmeyi amaçlıyor. Müzik Teorisi ya da Nazariyatı denen alandaki çalışmaların doğru  anlaşılması önündeki esas engel, temel kavramların çoğunlukla net  biçimde tarif edilmeyişine dayanmaktadır. Ayrıca soyut bir bilgi olan  matematik ile duyarak hislerimize işlediğimiz müzik realitesi arasındaki  bağın kurulmaması, çoğu müzisyen için nazariyatı muhayyel bir bilgiye  hatta muammaya dönüştürmektedir. Türk Müziği’nin bilimsel olarak araştırılması ve sunulması amaç  edinen Türk Müziği Akademik Çevresi’nin düzenlediği Bilim-Sanat  Etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek olan 3. etkinlik, müzik  teorisi ile müzik sanatı arasındaki bağın temellerini tanımak isteyen  her disiplinden müziksevere açık interaktif bir sunum olarak  gerçekleştirilecektir.
1:47:27
April 9, 2019
TUMAC BSE No. 2: "Nazari Modeller Işığında Makam" - Doç. Dr. Okan Murat Öztürk
16 Şubat 2019 Cumartesi günü Türkiye Tarihi Evleri Koruma  Derneği TÜRKEV’in katkılarıyla Dede Efendi Evi'nde gerçekleşen Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim-Sanat Etkinlikleri'nin ikincisinde, Ankara Müzik ve  Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Murat Öztürk, “Nazarî Modeller Işığında Makam: Kavramsal ve Tarihsel Dönüşümler”  başlıklı bir sunum yaptı.   SUNUM HAKKINDA Makam, Şark dünyasının mûsikî  ameliyatı ve nazariyatının temel kavramlarından biri olarak, bir yandan  kültürel bir çeşitlilik sergilemekte, diğer yandan da özellikle  nazariyat düzleminde, tarihsel değişim ve dönüşümlere uğramış  görünmektedir. Osmanlı dünyasında  şekillenen mûsikî nazariyatı çalışmalarında da başat bir konumda bulunan  makam kavramı açısından, nazariyat tarihinde öne çıkan belli başlı  nazarî modeller, bu çalışmanın odak noktasını teşkil etmektedir. Nazariyat alanı, hiç  kuşkusuz, ortaya çıkışı ve gelişimi ve yaygınlaşması bakımından,  ‘nazariyatçı’ olarak nitelendirilen özel bir mûsikîşinas veya ‘ilim  erbabı’ kimselere ihtiyaç gösterir. Tarihsel açıdan bakıldığında mûsikî  alanında ‘nazariyatçı’ nitelikleriyle öne çıkan kimseler arasında  mutasavvıflar, ilahiyatçılar, devlet veya din adamları, tarihçiler,  sanatkârlar, âlimler ve ariflerin yer aldıkları görülür. Bu yönüyle  mûsikîye nazarî düzlemde bakan kimselerin, yetişmeleri, eğilimleri,  bilgi ve tecrübeleri itibarıyla farklı hususiyetlere sahip oldukları bir  hakikattir. Bu nitelik, mûsikî nazariyatı alanında ortaya konulan  çeşitli nazariyelerin, sadece ‘bilim’ –özellikle de ‘pozitif bilim’–  temelinde şekillenmediğini; bundan çok daha etkili olmak üzere, sembolik  nitelikteki kavrayışların, nazariyat çalışmalarına çoğu zaman etkili  birer zemin temel teşkil etmiş olduğunu açıkça göstermektedir. Neticede  nazariyatçı, mûsikîye ‘bakar’ iken sadece ‘orada olan’a bakmak ve ‘orada  olup biten’i anlama ve açıklamaya çalışmakla yetinmemektedir. Bundan  daha fazla olarak ‘öğrendiği’, ‘önemsediği’, ‘bağlandığı’ veya  ‘inandığı’ kavram, sembol, işaret veya rumuzlar üzerinden, geniş bir  ‘yorumlama/tevil’ faaliyetinde bulunmakta ve böylelikle de mûsikî  nazariyatı alanının çok-boyutlu unsur ve değişkenlere dayalı olarak  gelişimine katkı sağlamaktadır. Etkinlikte, Osmanlı makam  nazariyatı alanında yaşanan dört önemli kavramsal ve tarihsel değişim ve  dönüşüm dönemine ışık tutulmakta; aralarındaki muhtelif bağlantılar ve  değişimde etkili olan hususlar, aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Böylece,  ‘devir’, ‘makam’, ‘seyir’ ve ‘dizi’ temelli nazarî modellerin  gelişimleri ve temellendirildikleri esaslar belirlenerek, nazariyat  alanına bakışın muhtemel boyutları üzerinde, yeni yorumlamaların  gerekliliğine dikkat çekilmektedir.  Doç. Dr. Okan Murat Öztürk Sanatçı ve akademisyen. Temel  çalışma konularını makam nazariyatı, müzik analiz yöntemleri ve Türk  modernleşmesi sürecinin mûsikî alanında yol açtığı değişimleri muhtelif  boyutlarıyla ele alma oluşturuyor. Bugüne değin gerçekleştirdiği tüm  sanatsal ve akademik çalışmalarında mûsikî alanındaki temel meselelere  daima ‘daha iyi anlama’ya dönük bir çabayla yaklaşmayı ve sanatsal  düzlemde de ‘nitelikli temsil’ konusuna önem vermeyi ilke edinmiştir.  ICTM ve MÜYORBİR üyesi olup, halen, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar  Üniversitesi Müzikoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev  yapmaktadır.
1:59:39
March 6, 2019
TUMAC BSE No. 1 - Dinleti: Ferahfeza Mevlevi Ayin-i Şerifi, Hammamizade İsmail Dede Efendi
Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim ve Sanat  Etkinlikleri'nin ilki 26 Ocak 2019 Cumartesi günü Dede Efendi Evi'nde  başladı. Yoğun ilgi gösterilen etkinlikler serisinin ilkinde İTÜ TMDK  Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozan Baysal'ın "Ferahfeza  Mevlevi Ayini'nde Perdenin Ötesi" başlıklı sunumunun ardından Prof. Rûhî  Ayangil yönetimindeki TUMAC İcrâ Heyeti Dede Efendi'nin Ferahfezâ  Mevlevî Âyîni'ni icra etti.  TUMAC İcrâ Heyeti  Rûhî Ayangil (Kanun / Gûyende)  Aslıhan Eruzun Özel (Kemençe)  Korkutalp Bilgin (Tanbûr)  Burçin Bahadır Güner (Ud)  Ahmet C. Altınkaynak (Ney)  Bâkî Enis Balakbabalar (Kudûm / Bendîr)  Memduh Özyalvaç (Naathân / Âyinhân)
1:03:43
February 13, 2019
TUMAC BSE No. 1 - Sunum: "Ferahfeza Mevlevi Ayini'nde Perdenin Ötesi" - Doç.Dr. Ozan Baysal
Türk Müziği Akademik Çevresi Bilim ve Sanat Etkinlikleri'nin ilki 26 Ocak 2019 Cumartesi günü Dede Efendi Evi'nde başladı. Yoğun ilgi gösterilen etkinlikler serisinin ilkinde İTÜ TMDK Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozan Baysal, "Ferahfeza Mevlevi Ayini'nde Perdenin Ötesi" başlıklı bir sunum yaptı.   SUNUM HAKKINDA  Türk mûsikîsinin en sanatlı formu olan Mevlevî Âyîn repertuarı hakkında birçok ulusal ve uluslararası çalışma bulunsa da, müzik içerisindeki yapısal unsurların ayinin programatik yapısı ve güftelerin anlamı ile birlikte ele alındığı incelemeler son yıllarda ortaya çıkmaya başlamıştır. Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi’nin Ferahfezâ Mevlevî Âyîni’ndeki müzikal akış ve sözel anlam arasındaki ilişkilerin inceleneceği bu sunumda öncelikle makam müziğinde kullanılabilecek yeni bir yapısal analiz modeli tanıtılacaktır. Zaman-Makam Analiz Modeli olarak adlandırdığımız bu model çizgisel bir zaman ölçeği üzerinde makamsal değişim ve dönüşümleri farklı katmanlardan oluşan yatay bir olaylar şeması şeklinde sergileyerek, eser içerisinde yer alan tikel müzikal an’ları, tümel bir bütünlük içerisinde yansıtmayı ve incelenen eserdeki farklı zaman bölgeleri arasındaki yapısal bağlantıları görülebilir kılmayı hedeflemektedir. Sunumumuz, bu modelin sağladığı analiz perspektifinin kullanıldığı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (Tübitak) tarafından desteklenen “Mevlevi Ayinlerinde Söz Boyama” başlıklı araştırma projesinin bazı önemli sonuçlarını özetlerken, Ferahfezâ Mevlevî Âyîni’nde kullanılan güftelerin anlamı da dikkate alındığında ortaya çıkan olaylar şeması ile Dede Efendi’nin tasavvuf anlayışının varoluşsal bir programa nasıl dönüştüğünü perdeye yansıtacaktır.   Doç. Dr. Ozan Baysal İstanbul Teknik Üniversitesi Müzikoloji Bölümü’nde öğretim üyesidir. Yüksek Lisans ve Doktora derecesini Istanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde (MIAM) tamamlamıştır. Çalışmalarında özellikle zaman ve hareket teorileri üzerine yoğunlaşan, ve bu alandaki farklı perspektifleri müzik algısı ve hafıza teorileri ile harmanlayarak “Döngüsel Analiz Modeli” ve “Zaman-Makam Analiz Modeli” gibi çeşitli müzik analiz modelleri sunmuş olan Baysal, aynı zamanda Müzik Teorileri Tarihi üzerine araştırmalarını devam etmektedir.
58:08
February 13, 2019